

Ulusoy'dan TFF yorumu
Futbol Fedarasyonu eski başkanı Haluk Ulusoy, yapılacak genel kurul öncesinde TFF'nin yasınını ve adayları değerlendirdi.
-Herkes neden aday olmadığınızı merak ediyor.
Ben aday olacak durumu aştım. Eğer kamuoyu, Türk Futbolu’nun benim dönemimde yaşadığımız başarılara tekrar istiyorsa o zaman ortaya çıkıp adaylığımı koyarım. Eğer genel kurul, benim deneyimim ve tecrübelerimden faydalanmak istiyorsa o zaman tekrar başkanlığı düşünebilirim. Adayların önce ortaya çıkıp, sonra teker teker ortadan çekilmelerini veya çektirilmelerini hazmedemiyorum. O yüzden de bu çirkinliğin içinde olmak istemiyorum. Bana göre demokratik bir ortam yok. Son seçimlerde yaşadığım sıkıntıları hiç yaşamak istemiyorum.
-Size göre Futbol Federasyonu özerk mi?
Kağıt üzerinde özerk gözüküyor. Ama kesinlikle özerk değil. Hiç bir adayın yarışamadığı bir futbol federasyonundan bahsediyoruz. Adayların ortaya çıkmasından sonra geri adım atmalarını sağlayan bir yapı var. Bu özerkliğin olmadığının kanıtı. Bir de çok üzüldüğüm bir nokta var. Adaylar ortaya çıktığında, birileri “Aman seçime tek adayla gidilsin, yoksa Türk Futbolu’nda kaos olur” deme cüretini gösteriyorlar. Türk Futbolu şu an zaten kaos içinde. Türk Futbolunun özerk olmadığını herkes biliyor fakat kimse dile getirmiyor veya getiremiyor....
-Peki, spor mu siyasete karıştı yoksa siyaset mi spora karıştı?
Bu açık ve net; Siyaset spora karışmıştır. Mesela adayların çıkmak isteyip de “Otur yerine” denmesi... Benden sonraki seçimlerde dikkat edin hep tek adaylı seçimler vardı. Bu da Türk Futbolu’nun ayıbı... Bunu kulüpler mi yapıyor? Kulüpler Birliği kararı mı? Göksel Gümüşdağ adağlığını açıklıyor ve destek alıyor. Sonra Mehmet Ali Aydınlar ortaya çıkıyor veya çıkartılıyor. Tek aday gösterilmesi, Göksel’in onun altına girmesi... Mehmet Atalay aylardır hazırlanıyor. Ama bir bakıyoruz Mehmet Ali Bey’in lehine geri çekiliyor. Peki neden ortaya çıktılar ve daha sonra geri adım attılar, atmak zorunda kaldılar. Demek ki, siyaset futbola karışıyor. Eğer tek adaylı kongre olacaksa, genel kurula gitmeye gerek yok. O kadar masrafa da gerek yok. Başkan seçimle işbaşına gelmiş olmayacak. Demokraside adayların çokluğu önemlidir. Herkes projesini ortaya koyacak ve delegeler hür iradesini kullanarak oyunu verecek...
-Aydınlar, Gümüşdağ ve Atalay isimlerini tek tek yorumlar mısınız?
Mehmet Ali Aydınlar çok iyi bir işadamı. Zamanının büyük bir bölümünü Fenerbahçe voleybol şubesine verdi ve Türk sporuna büyük katkılar yaptı. Fakat Futbol Federasyonu yönetim kurulu üyesi olarak fazla mesai harcadığını söylemek mümkün değil. 3.5 yıllık dönemde emin olun yanlış söylemiyorum belki de 3-5 yönetim kurulu toplantısına katılmıştır. Peki böyle birisinin Türk Futbolu’nu yönetmesi mümkün mü? İlla başkan olmak istiyorsa bence Voleybol Federasyonu’na başkan olmalı... Göksel Gümüşdağ’a gelince. Benim için Türkiye’deki 74 milyon kişi içinde Gümüşdağ o koltuğa oturacak son kişidir. Önce varım dedi, sonra ortadan çekildi. O, tesadüflerle buralara gelmiştir. Başkan vekili olarak adının geçmesi de son derece üzücüdür... Mehmet Atalay ise Türk Sporu’na büyük katkılar yapmıştır. Daha önceki deneyimleri nedeniyle bu 3 ismin içinde başkanlığı hakkıyla yapacak tek isimdir. Çok değerli bir spor adamıdır. Keşke aday olsaydı ama o da çekilmek zorunda kaldı...
-Aydınlar ve Erzik “Tek adaylı seçim olsun, yoksa kaos çıkar” diyor. Neden?
Özerk bir futbol federasyonu seçimleri öncesi, bu nasıl bir düşünce, bu nasıl bir açıklama... O zaman biz de soralım; İlk Göksel Gümüşdağ çıktı ve adayım dedi. neden Göksel’le seçime gidilmedi tek adaylı olarak. Madem 2 adaylı bir seçimde kaos çıkacak Mehmet Ali Aydınlar neden ortaya çıktı. Şenes Erzik’e sorarım o zaman; FİFA ve UEFA seçimlerinde çıkıp bu açıklamayı yapabilir mi. Tek adayımız Blatter olsun Platini olsun diyebilir mi! Erzik Johansson ve Platini seçiminde neden gelip de “Kime oy verececeğimizi kimse bilmesin” diye konuştu. Johansson ve Platini’nin yarıştığı seçim öncesi kaos çıkmasın diye tek adaylı seçim isteyebilir mi? O dönem iki adaya da nazar boncuğu dağıtmıştı. Şimdi ise kaostan bahsediyor. Yazık, ben onun gibi bir futbol adamından çok adaylı seçime destek vermesini beklerdim. Ama belli ki, o da düzene ayak uydurmuş... Bunları da gayet normal karşılıyorum çünkü özel sekreti var, özel arabası ve şoförü var. Hepsinin masraflarını da federasyon ödüyor. Ona da hak veriyorum...
-Peki siz o koltuğu neden tekrar istiyorsunuz?
Benim bir hayalim, bir tek hedefim var. 1996 Avrupa Şampiyonası. Bir tek o şampiyonada başkan Şenes Erzik. O yönetimde ben de milli takımlar kurulunda görevliyim. 2000 Avrupa Şampiyonası, ve çeyrek final oynadık. 2002 Dünya Kupası; Türk Futbolu’nun en büyük başarısı, Dünya Üçüncüsü olduk. 2008 Avrupa Şampiyonası Finalleri. O şampiyonaya gitmemiz ise biliyorsunuz engellendi. Bakınız, o takımın başında biz olsaydık, kupayı alır gelirdik. Bunu da açık yüreklilikle iddia ediyorum. UEFA ve Super Kupası benim ve ekibimin başkanlık döneminde Türkiye’ye gelmiştir. Fenerbahçe yine bizim dönemde Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek final oynamıştır. Şampiyonlar Ligi Finali’nin İstanbul evsahipliği ve Şükrü Saracoğlu’daki UEFA Finali bizim dönemimizde yapılan başvurular ve çalışmalarla Türkiye’ye gelmiştir. Bu tesadüf olabilir mi allah aşkına! Tecrübem ve birikimlerimle ve ekibimin de desteğiyle demokratik bir ortam oluşmuş olsaydı aday olurdum, seçilirdim ardından 4 maçta 12 puanı alıp play-off sayesinde 2012 Finalleri’ne giderdim. Ve... Avrupa Şampiyonası’nda kupayı alıp gelirdim!
-Başkan Mahmut Özgener size göre başarılı mı?
TFF’nin başarılı olup olmadığı 3 ana maddeye bağladır. Mali, idari ve sportif. Bunlara geçmeden önce kendisinin hakkını verelim. Şiddet yasasının yürürlüğe girmesi konusunda önemli adımlar atılmıştır. TBMM’ye teşekkür etmeliyiz. Şimdi bakıyoruz, mali yönden federasyon iflas etmiştir. Biz görevi bıraktığımızda kasamızda 25 milyon TL vardı. Biliyorsunuz yeni yönetimin son bütçesi eksi verdi. Bizim son olarak 310 personelimiz vardı. Bakıyoruz yeni yönetimde görev yapan personel sayısı 690. İnanılır gibi değil. Söylenenlere göre Beylerbeyi binasında o kadar çok personel varmış ki, sandalye yetmiyormuş, bazı çocuklar ayakta kalmışlar...İdari olarak bakıyoruz, Hiddink olayı kesinlikle iyi yönetilmemiştir.. Sportif başarıya gelince ne söyleyeceğimi bilmiyorum. Milli takımın durumu ortada. Avrupa Kupaları’nda ise devre arasını getiremiyoruz. Ülke sıralamasında tepetaklak aşağı indik...
‘Sevgi-saygı yoksa başarı gelmez’
-Milli takımı başarılı buluyor musunuz?
Bakınız, sevginin ve saygının olmadığı yerde başarı da olmaz. Huzurun olmadığı yerde saygı da olmaz. İnsanlar önce birbirini sevip sayacak... Onlar yanlarında kendilerini sevecek sayacak, yerinde ağabey, yerinde baba yerinde de futbol federasyonu başkanı olacak birisini istiyorlar. İnanın onlar hâlâ çocuk gibiler. Biz geçmişte masöründen, malzemecisine, teknik heyetinden, futbolcularına kadar yönetimle olan bağlantıyı, yani zincirin halkalarını çok sağlam kurduk. Maalesef gelinen nokta çok üzücü. Azerbaycan’a mağlup olan bir Türk Milli Takımı’ndan bahsediyoruz...
‘Hiddink’i hemen gönderirdim!’
-Hiddink olayını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Çok kritik Belçika maçı öncesi gidecek haberleri çıkıyor. Açık ifade edeyim. Ben bunları duyduğum anda işine son verirdim. Belçika maçına kesinlikle çıkarmazdım. Terim, bu ülkenin yetiştirdiği en değerli futbol adamı. 140 bin TL maaş alıyor diye meclise önerge verildi. Hiddink’e federasyon yılda 4 milyon EURO ödüyor. Sponsorlardan ise yılda 4.5 milyon EURO alıyor. Toplam 8.5 milyon. Fatih Terim döneminde konuşanlar şimdi nerede merak ediyorum. Bu futbolumuza ihanettir, yazıktır....
Fanatik












