• Ana Sayfa
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
Trabzonspor şampiyon
Trabzonspora müjde
Tahkime gidilecek
Krallar Trabzonspordan
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Tüm FOYE ler Ortada…
31 Temmuz 2011 Pazar 19:57

Tüm FOYE ler Ortada…

Spor61 köşe yazarı Yavuz Atalay, EYOF'un genel değerlendirmesini yaparken ilginç konuları saptadı

Ne diyor onlar?...

The End’mi?...

Neyse, biz yine bitti diyelim de Türkçemize sahip çıkmış olalım…

Belki sıradan olacak ama 2011 EYOF Trabzon acısıyla tatlısıyla sona erdi…

Hazırlık sürecinden başlangıca, başlangıçtan bitişe ve sporcuların ayrılışına kadar “İşte Trabzon Budur”  dedirten güzellikleri yaşadığımız gibi “Bunlar Tam Laz” dedirten durumlara da düşmedik değil…

Şimdi başlayalım ince eleyip sık dokumaya…

Hazırlık süreci olimpiyatlara prosedür olarak gayet güzel yansıdı fakat açılıştan itibaren eksiklikler uygulamada göze battı…

Neydi onlar?

Açılışa bir göz gezdirelim…

Görevli kartımla sahaya girmek için Hüseyin Avni Aker Stadyumuna gittim ve daha ilk girişte birçok olay yaşandı…

Bu yaşanılanlar olağan şeyler değildi…

Görevlilerin, stadın tıklım tıklım olduğunu ve içeriye kimseyi alamayacaklarını söylediği kişilerin elinde açılışa girmek üzere alınmış biletler vardı…

Bu nasıl oluyor?

Ya 20 bin kişilik stada 30 bin kişilik bilet bastırıldı ya da içeriye biletsiz hamili yakınları alındı…

Bu konuya kameramızı daha da yakınlaştıralım…

Samet Gümüş adlı sporcunun ailesinin eline maratondan bir davetiye tutuşturulmuş ve açılışa davet edilmiş…

Bak sennn!...

VIP ’de kimler oturuyor?...

Siz bilirsiniz kimlerin oturduğunu…

Ve neticede davetiyesi olduğu halde bu aile içeriye alınmadı…

Üstüne üslük “İçerisi tıklım tıklım dolu, bir kişi bile almamız imkânsız” diye bağıran görevliler Tokat’lı Gümüş ailesinin önünden Danimarkalı sporcu ailesini geçirerek içeriye aldılar…

Üzüldüm…

Onlarda üzüldü, en çok da kendi ülkesinde ikinci sınıf durumuna düştüğü için…

Fakat tüm bunları bir an için bize unutturan mükemmel bir açılış töreni yapıldı…

İnsanların ağzı o kadar açık kaldı ki, ağzına kuş sürüsü giren ilk insana açılış töreninde rastlama ihtimalimiz çok yüksekti…

O Trabzon’u bir gecede ışıl ışıl eden görsel şölen…

Ruhumuzu sahada dans ettiren folklor ekibi…

Sahadakileri bir an için okyanus ötesine götüren maket gemi…

Mustafa Sandal’ın arena havasındaki konseri…

Ve de olimpiyat aşkını en yukarılara çıkaran meşale töreni…

Daha neler neler…

İnanamadık…

İşte bu Trabzon dedirttik…

Dedirttik derken bizi kastetmiyorum ha!...

Sakın bize pay çıkarmayın…

İşin mimarları belliydi…

Gerçi açılışta, alakası olmayan ya da en az alakası olan isimler mimar olarak sıralanırken, asıl isimler unutuldu ya, hadi bizde bu hak yemişliği unutalım bari…

Ya oyunlar…

Kaç madalya aldık…

Rusya’nın 54 madalya aldığı yerde biz 9 madalya aldık…

Federasyon Başkanlarının ne yaptığını çok merak ediyorum…

Eminim kendilerini Rusya ile kıyaslayıp başarısızlığı kabullenmek yerine Ermenistan ile kıyaslayıp övünmüş hatta ileri gidiyorum muhtemelen bunu bir başarı olarak görüp kutlamışlardır…

Bu arada Ermenistan sadece 1 tane bronz madalya aldı…

Federasyon başkanlarını göreve davet etme ihtiyacı hissettim bir an…

Organizasyonda en büyük hata iletişimdi…

Halkla iletişimi kopuk bir organizasyon gerçekleşti…

Hiç kimseye yarışma programı dağıtılmamış, maçlara ücretsiz servis sağlanmamıştı…

Halk, hangi maç nerede oynanıyor bilgisine sahip değildi…

Kaldı ki bu bilgiler kulaktan doğma bir şekilde kişilere ulaşmış olsa bile ulaşım eksikliği mutlaka göze çarpıyordu…

Ve yarışma tarihleri…

Olimpiyatlar Trabzon’a bir kere gelir…

Bu nedenledir ki herkes her maçı olmasa bile aynı günde voleybol, basketbol ne bileyim hentbolu izlemek ister…

Ama yarışma programına göre sadece birini izleyebiliyoruz ve bu finallerde bile aynı şekilde oluyor…

Ben bunu söylerken kimse çıkıp “Bir gün basketbol sonraki gün voleybol izlesinler” diyemez…

Çünkü bana bunu söyleyecek olan kişiler aynı zamanda “Her maçın önemi farklıdır” diyerek insanları maça davet eden kişilerdir…

Kimse kendiyle çelişmek istemez, öyle değil mi?...

Komite, organizasyonun görsel kısmı için tartışmaya ve fikir alışverişine ayırdığı zaman kadar oluşabilecek bu sorunlara zaman ayırsaydı işte o zaman herkes eteğindeki taşları DOKER di..

İşte kapanış…

Karadeniz oyunlarındaki prosedür devam etti…

Mükemmel açılış ve sade bir kapanış..

Keşke her son, başlangıcındaki gibi mükemmel olsa…

Bu haber toplam 4035 defa okunmuştur
YORUMLAR
ne kadar doğru
nahit macit
çok güzel bir yazı ama devamı nerede?neden gerçeklerin üzerine gidilmiyor.Doker nerede?ekibi nerede?tatil mi yapıyorlar
16 Ağustos 2011 Salı 21:03
78.162.184.105